"O kalbine sor savaş diliyor mu,
gönlüne sor, 
aşk biliyor mu?"

Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.

-Tezer Özlü

Let’s suppose that you were able every night to dream any dream you wanted to dream
and you would naturally as you begin on this adventure of dreams
you would fulfill all your wishes.
You would have every kind of pleasure you see
and after several nights you would say
wow that was pretty great
but now let’s have a surprise
let’s have a dream which isn’t under control
Well somethings going to happen to me that I don’t know what it’s going to be
Then you would get more and more adventurous
and you would make further and further out gambles
as to what you would dream
and finally you would dream where you are now
If you awaken from this illusion
And you understand black implies white
self implies other
life implies death
you can feel yourself
not as a stranger in the world
not as something here on probation
not as something that has arrived here by fluke
but you can begin to feel your own existence as absolute fundamental
what you are basically
deep deep down
far far in
is simply the fabric and structure of existence itself.

Sonra kedime dedim ki “hayır bu sefer kaçmak yok!”

Beni üzen ne varsa, her neredeyse, her ne sebepten üzdüyse hep orayı terk ettim. Kendimi yalnız hissettim terk ettim, kırgın hissettim terk ettim. Ama bu sefer yok, kaçmak yok. Her ne kalbimi kırıyorsa kalıp onunla savaşacağım. İkimizden biri kaybedecekse o ben olmayacağım.

“Ben bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun bir nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim, ne başka diyarlara kaçabildim, içinde bulunduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim. Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı; onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler, ben de yüzdüm, kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.”

— Ahmet Altan

benvitrindekimanken:

“Yanında olmak istiyorum. Sen bilmesen de senin geçtiğin yollardan defalarca yürümek, kokunu yaydığın sokakların bütün havasını solumak, dönüp arkana baktığında beni fark etmeni istiyorum. Elini tutmak, tuttuğum anda zamanı durdurmak, hayatın o tüm işleyişini aşkımızla durdurmak, senden başka hiçbir şeyin farkında olmak istemiyorum.”

— Umay Umay (via otisakaman)

(benvitrindekimanken gönderdi)

ona dokunamıyorum. bu aklına gelen ilk anlamıyla değil ama. doğada bulunması imkansız bir çiçek o ve dikenleri çok sivri. ne zaman ona yaklaşacak olsam avuçlarım kanadı. ama ona sorsan yoktan yere uzak der. o yüzden sormayalım ona.


Bir keresinde biri bana “Bence mutsuzluk senin içine işlemiş. Kasvet var ruhunda ve ne kadar mutlu olsan da mutsuz olmak için bir sebep arıyorsun.” demişti.